küresel kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
küresel kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2013 Pazartesi

Faize Değil Banda Müdahale



İSTANBUL - Merkez Bankası (TCMB) finansal istikrara dair riskleri dengelemek amacıyla bir yandan faiz oranlarının düşük tutulmasının diğer yandan makro ihtiyati tedbirlere devam edilmesinin yerinde olacağını belirterek, bu doğrultuda Ocak ayı PPK toplantısında faiz koridorunun  alt ve üst bandında 25 baz puan indirime gitti.

TCMB ayrıca zorunlu karşılıklara ilişkin sıkılaştırıcı yönde ölçülü adımların atılması gerektiğini belirterek, TL ve döviz cinsi zorunlu karşılık oranlarında farklı vadelerde artış yaptı.

TCMB, yılın ilk Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 5.50'de sabit bırakırken, faiz koridorunun alt bandını yüzde 5'ten yüzde 4.75'e; üst bandını ise yüzde 9'danyüzde 8.75'e indirdi.

TCMB PPK kararının tam metni şöyle:

"Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı ile Bankamız bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo-Ters Repo Pazarı'nda uygulanmakta olan faiz oranlarının aşağıdaki gibi belirlenmesine kararvermiştir:

"a) Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 5.5 düzeyinde sabit tutulmuştur.

"b) Gecelik faiz oranları: Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 5'ten yüzde 4.75'e, borç verme faiz oranı yüzde 9'dan yüzde 8.75'e, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı ise yüzde 8.5'ten yüzde 8.25'e indirilmiştir.

"c) Geç Likidite Penceresi Faiz Oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00-17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0 düzeyinde sabit tutulmuş, borç verme faiz oranı yüzde 12'den yüzde 11.75'e indirilmiştir.

"Son dönemde açıklanan veriler, iç ve dış talep arasındaki dengelenmenin öngörüldüğü şekilde sürdüğünü teyit etmektedir. Yurt içi nihai talep ılımlı seyrederken, ihracat zayıf küresel büyümeye rağmen artış eğilimini korumaktadır. Bu doğrultuda, cari işlemler açığı kademeli olarak azalmaya devam etmektedir.

"Kurul, sermaye girişlerinin hızlandığı mevcut konjonktürde kredilerin öngörülenden daha hızlı artmaya başladığına dikkat çekmiştir. Finansal istikrara dair riskleri dengelemek amacıyla bir yandan faiz oranlarının düşük tutulmasının diğer yandan makro ihtiyati tedbirlere devam edilmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir. Bu doğrultuda faiz koridoru sınırlı oranda indirilirken zorunlu karşılıklara ilişkin sıkılaştırıcı yönde ölçülü adımların atılması uygun görülmüştür.

"Öte yandan, küresel ekonomiye dair belirsizliklerin sürmesi nedeniyle para politikasında her iki yönde de esnekliğin korunmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Bu doğrultuda, alınan tedbirlerin krediler, yurt içi talep ve enflasyon beklentileri üzerindeki etkileri dikkatle takip edilecek, Türk lirası fonlama miktarı gerekli görüldüğünde aşağı veya yukarı yönlü ayarlanacaktır.

"Kurul, enflasyonun Ocak ayında tütün fiyat ayarlamaları nedeniyle sınırlı bir yükseliş gösterebileceğini, ancak sonrasında tekrar düşüş eğilimine gireceğini tahmin etmektedir. Temel enflasyon göstergelerinin ise aşağı yönlü seyrini koruması beklenmektedir. Bununla birlikte, yönetilen/yönlendirilen fiyatlardaki artışların fiyatlama davranışları üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir.

"Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul'un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır."

Dünya

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.

26 Kasım 2012 Pazartesi

Prof. Dr. Erinç Yeldan Kriz Ne Zaman Sona Erecek?

Bu sorunun yanıtı neredeyse altıncı senesine giriyor. Anımsamakta zorlanabilirsiniz ancak daha iki sene önce İstanbul’da toplanan IMF zirvesi “artık krizden çıkıldığını” muştulamış; hatta 2010 yılını “toparlanmanın idaresi” gündemiyle görevlendirmişti. Şimdi bundan sadece iki sene sonra IMF tarafından yayımlanan Dünyanın Ekonomik Görünümü (World Economic Outlook) dokümanının tanıtımı sırasında IMF Başekonomisti Olivier Blanchard’ın sözleri ürkütücü ve bir o kadar da gerçekçidir:

Küresel Krizden Çıkış Daha En Az On Yıl Sürecektir

Blanchard’ın savı IMF tarafından artık kabullenilmek zorunda kalınan “yeni” bir bulguya dayalı:
IMF istikrar paketlerinin uygulanması sırasında varsayılan çarpan mekanizmasının öngörülenden çok daha yüksek olduğunu fark ettikleri itirafında bulunmakta.

İstikrar ve daraltıcı maliye politikaları üzerine yapılan ısrarlı vurgular, ulusal ekonomilerde talebin daralmasına ve çarpan etkisiyle birlikte ekonominin bütününde gelir ve harcama kayıplarına yol açmakta.

Neoliberal iktisatçıların bir inanç düzeyinde savladıkları “devletin küçültülmesi gereği” önermesi, giderek ekonomileri daha da daraltan; toplam talebi ve dolayısıyla geliri gerileten bir çıkmaza sürüklemiş durumda. Krizden çıkış için devletin daha da daraltılmasını savunan Ortodoks muhafazakâr istikrar reçeteleri, krizden “özel sektör ağırlıklı olarak çıkılacağı” beklentilerinin tersine, küresel ekonomide ulusal gelirlerin daha da daralmasına ve ticaret akımlarının tahrip edilmesine neden oluyor.
Bütün bunların üstüne, ABD’de seçim sonrasında kamu maliyesini “dengeye getirmek için” uygulanması olası daraltıcı harcama ve vergi artırımı politikaları sonunda ABD’den tüm küresel ekonomiye yayılacak bir durgunluk dalgasının tehdidiyle karşı karşıya olduğumuz anlaşılıyor. “Mali kayalıklar” (fiscal cliff) tanımıyla betimlenen bu tehdit, ABD’de aşırı daraltıcı maliye politikası uygulanması durumunda krizin bir on yıl daha bizlerle olabileceği tespitine dönüşüyor.

Dolayısıyla, Krizden Çıkış İçin Tek Bir Yol Kalmış Durumda

Başta Avrupa’nın borçlu ekonomileri (Yunanistan, İspanya, İtalya vs.) olmak üzere,
tüm küresel ekonomide eş anlı bir borç moratoryumu… (Ya da daha yumuşak ifadeyle, borçların yeniden yapılandırılması diyelim.) Borçların silinmesi ya da en azından ötelenmesi, dünya ekonomisinde cılızlaşan yatırım ve tüketim talebini yeniden ivmelendirerek üretim-talep döngüsünü yeniden kuracak biricik almaşık olarak gözüküyor.

Ancak, böylesi bir borç yapılandırılması operasyonu küresel finans sermayesi tarafından kabul edilemez durumda. Finans şebekesi böylesi bir almaşığın fısıltısına dahi tahammül edemeyecek denli bunalmış konumda.

Oysa artık 2007 öncesinin ucuz kredi ve yüksek getirili spekülasyon dünyasına dönülmesinin mümkün olmadığının kabul edilmesi gerekiyor.

ahmetsaltik.net

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.